

|
Mahmut Amcamızı KAYBETTİK

Gazeteciliğin duayeni, ilk genel yayın müdürümüz
ÇOK SAYIDA SEVENİ UĞURLADI
Rahatsızlığı sebebiyle bir süredir hastanede tedavi gören Mahmut Genç, Hakk’ın rahmetine kavuştu. Gazete çalışanlarının ‘Mahmut Amca’sı için kalabalık bir cemaat Eyüp Sultan Camii’nde buluştu. Mehmed Said Arvas Hocaefendi’nin kıldırdığı cenaze namazına İhlas Holding Genel Müdürü Ahmet Mücahid Ören, İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cemil Aral, Genel Yayın Müdürümüz Nuh Albayrak, İHA Genel Müdürü Fevzi Kahraman ile çok sayıda seveni katıldı.
Eyüp Sultan Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından omuzlarda taşınan Mahmut Genç’in naaşı, Eyüp Sultan Kabristanı’na defnedildi.
M.Kurtbay Önür İSTANBUL
Bâb-ı Âli, ustalarından biriyle daha vedalaştı. Gazetemizin kurucu ve emektârlarından olan Mahmut Genç (77) dün dualarla defnedildi. “Mahmut Amca”, 1970 yılında kurucuları arasında yer aldığı Hakikat Gazetesi’nin yayın hayatına başlamasıyla birlikte, gazetenin ilk Genel Yayın Müdürlüğü görevini üstlendi, Hakikat Gazetesi döneminde başyazarlık, daha sonra editörlük gibi görevlerde bulundu. Hakikat’in, Türkiye Gazetesi’ne dönüşmesi ve kurumsallaşması için teknik servis sorumlusu ve idari koordinatör olarak önemli çalışmalarda bulundu ve büyük gayret sarfetti. Görev süresince kurumun, neredeyse her dairesinde vazife yapan Mahmut Genç, gazetemizin 40 yıldır süren ilkeli, seviyeli ve başarılı yayın hayatına önemli katkılar sağladı.
 |
EYÜP SULTAN’DA HÜZÜN!
Disiplinli yapısı, babacan ve şefkatli idareciliği ile elemanları ve çalışma arkadaşları tarafından sevilmesi sebebiyle ‘Mahmut Amca’ olarak benimsendi. Bir süre rahatsızlığı sebebiyle Türkiye Hastanesi’nde tedavi gören Mahmut Genç, dün sabah hayatını kaybetti. Gazete çalışanlarının “Mahmut Amca”sının naaşı dün Eyüp Sultan Camii’ne getirildi. Eyüp Sultan Camii’nin iç ve dış avlusunu dolduran kalabalık bir cemaatin katıldığı cenaze namazını Mehmed Said Arvas Hocaefendi kıldırdı. İkindi namazını müteakiben kılınan namaza; İhlas Holding Genel Müdürü Ahmet Mücahid Ören, İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Özel Kalem Müdürü Cemil Aral, İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Gencer, Genel Yayın Müdürümüz Nuh Albayrak, yazarlarımızdan İsmail Kapan, Resul İzmirli, TGRT HABER TV Genel Müdürü Murat Akgiray, İHA Genel Müdürü Fevzi Kahraman ve gazetemizin çalışanları katıldı. İhlas Holding Genel Müdürü Ahmet Mücahid Ören, merhumun oğullarına, kardeşlerine ve yakınlarına taziyede bulundu. Merhumun naaşı, omuzlar üzerinde Eyüp Sultan Kabristanı’na kadar taşınarak dualar arasında defnedildi. Mahmut Genç, evli ve 5 çocuk babasıydı. Merhuma Allahü teâladan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabr-ı cemil niyaz ederiz. |
İhlas
Yuva mescidinden bir yaprak daha düştü... Veysel Odabaş, Kasım
Amca, Kadir Perihanoğlu, Mustafa Kılıçarslan, Emin Garbi Amca,
Vehbi Abi, Mustafa Güntekin, Remzi Abi derken Mahmut Amca...
Sabah namazlarına herkesten önce gelirdi, yatsıdan en son
o çıkar. Genelde aydınlatılmayan köşede oturur, sütunu siper
yapar. Gözlerimiz onu arayacak desem yalan olur şimdi, mübarek
gölge gibiydi zaten, sessizce girer çıkar.
Sanırım gazetede
çalışan herkes Mahmut Amcaya şükran borçlu. Çünkü bu
müessesenin kuruluşunda çok emeği var.
Bundan 40 yıl
evvel... 1970’ler filan... Enver Ağabey henüz çiçeği burnunda
bir asistan. Epeydir gazeteciliği düşünüyor ama kime danışsa,
“aman aman” diyorlar, “altında kalırsın sonra!”
Kendilerine göre haklılar. Öyle ya bina kiralanacak,
döşenecek, dayanacak. Yazar, muhabir, teknik eleman...
Odacıyı, çaycıyı geç bi kalem ama işin kağıdı var, matbaası
var. Kime satacaksın sonra, hem nasıl dağıtacaksın?
Para
olsa kolay ama Enver Abi’de kuruş yok. Kendisi İETT’yi
kullanıyor, 86’yı (Eminönü-Edirnekapı) kaçırırsa 90’ı (Draman)
bekliyor.
Mahmut Amca Babıali’nin eskilerinden. İşi
biliyor. Sen gönlünü ferah tut Abi diyor en güzelini yaparız
icabında.
İşte beklenen ses bu, çöl ortasında
vaha!
Mahmut Amca fikir vermekle de kalmıyor, elini koyuyor
taşın altına.
Haber seçiyor, sayfa çiziyor, alım, satım,
maaş, avans hep ondan soruluyor.
O cılız bütçe ile işleri
yürütmek kolay değil. Boşa koysa dolmaz, doluya koysa almaz,
kılı kırk yarıyor.
Kâh muhasip, musahhih... Kâh muharrir,
muhabir... Her işe koşuyor, hani nerede bir boşluk
varsa...
Dilerseniz sözü bırakalım, onu arkadaşları
anlatsın... |
 |
Kuleli’den Cağaloğlu’na
Mahmut Amca
Malatyalıdır. Küçük yaşlarda İstanbul’a gelmiş, dokumacıdır
aslında...
Yeşildirek’te bir tezgahı vardı, kendi halinde
tıkırdar. Eniştesi Remzi Bey de (iki gün önce defnettik)
gömlekçiydi Sultanhamam’da...
O zamanlar talebeyiz, gömleği
ondan alırız. Para filan istemez, yaz tahtaya...
Mahmut
Abi’nin matbaacılık macerası 1953 yılında başlar. Askerliğini
Kuleli Lisesinde yapmaktadır. Mektebin bir matbaası vardır,
komutan sorar “kim anlar bundan?”
Çıt yok. Mahmut Amca
kalkar, “Ben dokumacıyım” der “ikisi de mekanik değil mi
sonunda.”
Fevkalade de başarılı olur. Bilirsiniz kağıt
kokusu tiryakilik yapar, virüsü kapar mı orada?
Askerden
sonra kararı karar, artık gazeteci olacak. Tabii dine millete
hizmet gibi bir derdi var, malum o günlerde matbuatı
başkalarından soruyorlar..
Kadıköy Müftüsü büyük alim Mekki
Efendi (Rahmetullahi aleyh) eniştesi Remzi Abi’nin evinde ders
verirdi o zamanlar. Meraklı gençlere Farisi okuturlar.
Garibin dört iskemlesi vardı, biri üç ayak. O da bana
düşer, bir dalsan var ya tepetaklak.
Hiç unutmam Sadi-i
Şirazi’nin Gülistan’ından başlatmışlardı. Metinler su gibi,
Farisi desen kulak okşar. Aman ya Rabbi o ne zevk, o ne
tat!
(Ahmed Ünal Yükler)
Değişmez “kasa”mız
Son günlerde
Mahmut Abi yoğun bakımda, bizim de kulağımız seste
idi...
Dün sabah, çok erken saatlerde telefon çaldı.
Vakitsiz çalan telefonlar zaten beni hep ürpertmiştir. Bu
sefer durum daha da ilginçti. Zira telefon çalarken sesli
uyarı kısmı da arayanın Mahmut Genç olduğunu söylüyordu.
“Eyvah!..” diyerek koştum.
Maalesef telefon Mahmut
Abinindi. Oğlu Ahmet hüzünlü haberi verdi..
* * *
29 yıl
boyunca mütebessim yüzüyle şereflenen
şanslılardanım...
Meğer, kimseyi kırmadan da yöneticilik yapılabilir, hiç
bağırmadan da otorite sağlanabilirmiş.
Gazetemiz için
hayati değer taşıyan bir meziyetini ise sonradan fark
ettik.
Değişmez ‘kasa’mız Mahmut abiden para alabilmek için
çok ciddi gerekçeleriniz olmalıydı. Ve bu, kriz yokken de
böyleydi. Eskiden, ‘Mahmut Abi bizi çok sıkıyor’ diye
düşünürdüm ama şimdi dua ediyorum. Çünkü onun sayesinde, har
vurup, harman savurmadık asla. Bizi hem vakıf malını israftan
korumuş. (Enver Abilerden defalarca dinlediğimiz Hüthüt kuşu
menkıbesindeki tehlikeden kurtarmış) Hem de krizin esamesi
yokken de krizdeymişiz gibi davranarak büyük krizlere
hazırlamış.
Gazetemizin sahibi iki yıl önce bize,
“İdari-mali bütün sorumluluk senin. Ne yaparsan yap, gelir ve
gideri dengele” talimatını vermiş, yol haritasını da bir cümle
ile özetlemişti: “On kazanmaktansa, bir tasarruf daha
önemlidir.” Meğer Mahmut Amca yıllardır bu düsturu
uyguluyormuş.
Cenab-ı Hak makamını âli eylesin. (Nuh
Albayrak)
Sabah’tan
Hakikat’e
1968 yılıydı sanırım. Üniversite
öğrencisiyim daha. Muammer Topbaş’ın çıkardığı Babıali’de
Sabah gazetesine gelir giderdim. Mahmut Amca ile orada
tanıştım.
Sonra gazeteyi Mehmed Şevket Eygi, satın aldı.
Yönetime Zeki Celep’i getirdi. Zeki Bey, yaşlı, bıkkın,
problemli tiplerden usanmıştı, hevesli, heyecanlı, gençlerle
çalışmak istiyordu. Mahmut Amca bahsetmiş olmalı, beni de
buldu ve hiç ummadığım anda işe aldı.
Büyük bir şevkle
çalışıyor, her gün yeni şeyler öğreniyorduk. Zeki Bey önümü
açtı, hatta hiç unutmam bir gün “birinci sayfayı sen
yapacaksın” deyip denize attı.
Altından nasıl kalkarım,
dondum kaldım.
“Amerika’yı tekrar keşfetmenin âlemi yok”
dedi, “başarılı bulduğun gazetelerden birini önüne yay, taklit
et gitsin, hepsi bu kadar!”
Derken Mehmet Emin İnler diye
bir genç geldi, onunla çok iyi anlaştık. Sonra rahmetli Hasan
Gürbüz... Korkunç zeki bir insandı. Kısa sürede hepimize fark
attı.
Bir yandan okulumuz var. Buna rağmen sabahtan gelir
üçüncü sayfayı yaparız. Öğleden sonra birinci sayfayı atarız.
Yetmez gece nöbete kalırız, değişiklikleri girer çıkarız.
Bazen ancak sabaha karşı döneriz yurda.
Mahmut Bey idari
işlere bakardı. Çok şefkatliydi, saygı uyandırır insanda. Her
işi usulüne göre yapar. Net, berrak, onunla çalış hiç başın
ağrımaz.
Hakikat Gazetesi bizim için yeni bir heyecandı.
Nitekim Hasan Gürbüz, Mehmet Emin İnler; Ali Taban ve Mahmut
Abi, Enver Ağabeyi yalnız bırakmadılar.
Benim “iki yıl
daha kalırım” diye verilmiş bir sözüm vardı, “sözünden cayma”
dediler “sana güvenenleri yolda koyma!”
İki yıl sonra ben
de katıldım onlara. Gazetemizin adı bilahare Türkiye oldu. O
sıra Yüksel Metin adlı bir ortağımız var. Parasızlık, çift
başlılık, krizin biri bitiyor, öbürü başlıyor. Zor günler
vesselam. Bu sıkıntıları hep Mahmut Amca ile aştık, hesap
kitap onun üzerindeydi zira...
(Suphi Birpınar)
Manzarası güzel
ama...
Ben gazeteciliği ondan öğrendim, çırağı
sayılırım. Hem yazarlık yapardım hem de ajanstan bülten
getirmek fotoğraf getirmek gibi işlere koşardım.
Kendisi
Anadolu yakasında otururdu buna rağmen çok erken gelir.
Düşünün sabah namazını Çağaloğlu’nda kılar. Yağmur, sis onu
durduramaz, velev ki kar bora fırtına...
Gazetenin her
bölümünde çalıştı, her tarafta mesuliyet aldı, sorumlu
olmadığı yerleri de denetler, aksaklık görürse koyvermez
düzeltmeye çabalar.
Herkesin yükünü alır ama insanlara yük
olmaktan pek korkar.
92 yılında İhlas Yuva’dan ev aldı.
Bir akşam çaya çağırdı gittim. Evi 11’inci kat.
Mübarek
“manzarası güzel ama” dedi iç çekerek, “korkarım cenazem zor
taşınacak!”
(İsmail Kapan)
Kasası kapalı, eli açık
Söylenenin
fevkinde çalışırdı. Erenköy’den sabah yola çıkar, kulağında
radyo, dizinde defter, not tutar... Gelene kadar üstün körü
gündemi yapar.
Hem idareci, hem sayfa sekreteri, hem
istihbarat müdürü, hem de kasaya bakar... Eskiden iş ağır, bir
ufak hata oldu, koş matbaaya... Klişeler kurşunlar yerinden
kalkmaz. Sırf bu yüzden matba açtık ama o gidip dışarıdan da
iş aldı yükü arttı. Hani masraf azalsın hesabı, yağmasa da
damlar. Şakacıdır, nüktedandır ama yine de korkulur ondan. Geç
gelene şöyle gözlük üstünden baksa yeter, en büyük ceza!
Bir işe tamam dediyse tamamdır, hiç arkana bakma... Başı
sıkışan ona koşar, Mahmut Amca avans isteyeni felaket yorar
ama kendinden isteyeni boş çıkarmaz. Mutlaka bir şey
sıkıştırır avucuna.. (Ali İbrahimoğlu)
Ferah odalarda
Evvelsi
gün bir rüya gördüm. Yola gidecekmişim, dönmüş gelmişim. “Sen
niye gitmedin” diye sordu.
- Abi bi helalleşeyim dedim.
Hani gidip dönmemek, gelip görmemek var.
Omuzlarımdan
tutup alnımdan öptü. “Bana yukarıda ferah bir oda
vereceklermiş” dedi, “bol bol görüşürüz orada...” (Mehmet
Bilgi)
Başımız kel
mi?
Çay dağıtıyorum. Herkese verdim ona
kalmadı.. Güldü. Oğlum bizim başımız kel mi?
Bir yandan
eliyle saçlarını okşadı, birkaç tel kalmıştı ancak.
(Faik
Dağlı)

Hakikat
Gazetesi’nin ilk sayısında Genel Yayın Müdürü Mahmut Genç
Amcanın imzasıyla bir makale yayınlandı... Neysek oyuz hâlâ...
40 yıldır değişmedik, heyecanımız kaybolmadı.

Gazetemizde
(ve diğer gazetelerde de) işi omuzlayıp sürükleyen gençlerin
çoğu Mahmut Abiden öğrendi işi... Mesela Ali İbrahimoğlu gibi
(Yıl 1975)...

Enver
Ağabey gazete kurma fikrini dile getirdiğinde bazı dostları
“aman aman” derler “sakın ha!” Mahmud Amca cesaret verir ve
daima durur yanında.

Gazetemizde
yaşlılar olagelmiştir. Hepsine “abi” denir, bir tek Mahmut
Genç’e “Amca!”
|
|